Wednesday, April 17, 2013



Ankara-Boğazkale–Alacahöyük–Çorum-Amasya
Gezi öncesi geceyi Ankara'da annemin evinde geçirdik. Sabah kahvaltısını yaptıktan sonra saat 8.00 sıralarında yola çıktık. Ankara çevre yolunu kuzeyden dolaşarak Kırıkkale yoluna girdik. Yol Çubuk Barajı'nın çok yakınından geçiyor. Kırıkkale son gördüğümden beri hiç gelişmemiş. Fakirlik her yerde göze çarpıyor. Belki de şehrin kenar mahallelerinden geçtik ve ondan etkilendik . Sungurlu fakir bir kasaba görünümünde. Önceki yıllarını bilenler görse , aradan geçen 50 yılda hiç bir şeyin değişmemiş olduğunu hemen fark eder. Boğazköy'e gitmek için ana yoldan ayrıldık. Boğazköy'e vardığımızda saat 11.00 sıraları idi. Müzeler pazartesi günleri hafta tatili yaptıkları için Boğazköy müzesinin de kapalı olacağından endişe ediyorduk. Ören yerlerini sürekli açık tutuyorlar. Ayrıca şehirdeki müze de açıktı. Biletimizi aldık ve Hattuşa (Boğazkale) tarihi kentine girdik. 1961-62 yıllarında lise öğrencisi iken kurduğum hayaller 40 yıl sonra gerçekleşiyordu.
Kedi Merdiveni

Bilgisayar ekranında izlediğim dama oyunu, enfes birşeydi. Defalarca izledim ve kağıda naklettim. Gerçi ben, iyi düzeyde satranç oynadım da dama oyununu fazla ilerletemedim. Ancak oyunların en guzellerindendir.

Polisiye roman ve hikayelerin ilki sayılabilecek Morg Sokağı Cinayeti'ni yazan Edgar Allen Poe, satranç ve damayı kıyaslarken, satrancın çok karışık olduğunu, dolayısıyla üç beş hamleden daha ilerisini görmenin zor olduğunu, dama'nın ise biraz daha sade ama çok ilerilere kadar oyun kurmağa müsait olduğunu belirtir.

Tarsus'ta, şehrin göbeğine oldukça yakın bir yerde bir höyük (tepe) vardı. Ben o tepeyi Ankara'nın Hacettepesine benzetirim. Orada insanlar hacetlerini giderirdi. Sonradan, belediye orasini ağaçlandırdı ve güzel bir açıkhava bahçesi yaptıydı. Fakültede barajda takıldığımız yılın yazında oraya çıkar, çok güzel dama oynıyan yaşlı amcaları seyrederdim.

Aman ne tabirler... Ne şakalar ne takılmalar.. Ekranda izlediğim oyuna benzer komple oyunlar... Hiç unutmuyorum, oyunlardan birinin adı Arap Kuyusu.. demek bu kuyuya bir duşen biraz zor çıkar... herhalde.. Bir diğerinin adı Verem.. Yani bu oyuna duşen iflah olmuyor anlaşılan.. Bir tanesinin adı, Kanat veya Kuş Kanadı... O biraz riskli bir oyun.. Rakip eğer onlemini alırsa, Kayyım(Beraberlik demek oluyor) elde edebilir hatta oyunu bile alabilir.. Hele bir tanesinin adı da kendisi de çok komikti , ondan hiç unutmuyorum... Kedi Merdiveni... Bu oyunda da oyuna girişen kişi, minik minik yemlemelerle (Yani ard arda birer ikişer taş vererek) belli bir yere ulaşır ...ve mesela damaya çıkar... Bu yüzden onun adı Kedi Merdiveni..

Sonraları, bizim kuşak, Tarsus'un kahvelerine satrancı getirdi. 1973 te Kars ve Ağrı'da kahvelerde satranç oynandığını gördüm. Şimdilerde ise, fiyakalı ekipmaniyla, şakıdık şukuduk gürültüsüyle ne idüğü bilinmez hokey ismiyle, konken bozuntusu, yoz bir oyun kahvelerin orta göbeğini kapladı. Binyılların mirası dama, köşesine çekildi.. Birgün, Tarsus'taki gibi, yolum cici bir Anadolu kahvesine düşse de, Kedi Merdivenlerini ,Arap Kuyularını dinliyebilsem bari.. Hasret gidersek eski kültürlerimizle.

Celal Karaca